“… Bu konuyu yazmaya nasıl karar verdiniz?” dedi minik kahve fincanını iki eliyle acemice tutup köpüklerini yudumlarken. 
Rahatlamıştım. Mevzuyu önce onun açmasına pek mutlu olmuştum. Dirseklerimi masaya yaslayıp, “Başka bir öykünün peşinden koşarken rastladım size ve hikâyeye,” dedim… “


Bu kez İkinci Dünya Savaşı’nın en hüzünlü ve en unutulmuş hikâyelerinden birini kaleme alan Shahzadeh N. İgual, gerçek yaşam öyküleriyle kurguyu yine ustaca birleştiriyor: Gizemli bir Varşovalı kadınla anlatıcımız İstanbul’da bir günü beraber geçirirler. Beyoğlu pasajlarında, Galata sokaklarında başbaşa dolaşır, kimi tarihi restoran ve kafelerde uzun uzun sohbet eder, geçmişe çetin bir yolculuğa çıkarlar. İkisi de aynı duyguya sahiptir: “Tek başına yüklenmek, taşımak, yorulduğunu kendine dahi itiraf edememek.”

“… Sonu belirsiz, zor bir yolculuk bu. Aslında ürkütücü olan başka bir şey daha var: İran’a göç ettirilen Polonyalılarla, Rusya’da kalmayı seçenlerin toplamı dört yüz binden öteye gitmiyor. Peki, Rusya’ya getirilen bir buçuk milyon Polonyalıdan geriye kalan bir milyon yüz bin Polonyalı nerede?.. “

BİR ÇOK KADININ ÖYKÜSÜNÜ BAŞKA DÜNYALARA TAŞIYOR

Adı Mercan, yeni bir coğrafyada, yeni bir hayata üstelik sıfırdan başlayan Rahel, Lola, Helena, Sara ve daha birçok kadının öyküleri üstünden okurunu başka dünyalara taşıyor. Romanı için araştırma yaptığı dönemde bazıları hala hayatta olan bu kadınlarla görüşen İgual, yaşananları onların anılarından  aktarıyor. Roman, İranlılarla aile kuran, İran’da iş hayatına atılan, dünyaya çocuk getirip büyüten, kimi Hıristiyan kimi Yahudi, bu yürekli göçmen kadınların yaşamlarına tanıklık etmemizi sağlıyor. 

Yakın tarihin bu unutulmuş detaylarına ışık tutan Adı Mercan romanı, İkinci Dünya Savaşı ve sonrasına ait hiç anlatılmamış gerçek yaşam öyküleriyle okuyucuyu şaşırtırken İran’ın zengin yaşam kültürünü gözler önüne seriyor…

patronlardunyasi.com